0552 481 06 48 bilgi@birbarishareketi.org Pazartesi - Cuma, 09.00 - 18.00
Uluslararası Barış Hareketi amblemi UluslararasıBarış Hareketi

Savaş ölüm kokar, barış çiçek açar

Uluslararası Barış Hareketi

Venedik'ten xAI'a: İnovasyonun, Finansın ve Medeniyetin Tarihsel Serüveni

Venedik'ten xAI'a: İnovasyonun, Finansın ve Medeniyetin Tarihsel Serüveni

Fikirlerin Değeri: Rönesans'tan Günümüze Girişimcilik Fikrinin Medeniyet Üzerindeki Etkisi

Girişimcilik fikrinin medeniyetimiz üzerindeki etkisi Girişimcilik fikri, insan yeryüzünde var olduğu günden beri varlığını sürdürmektedir. Tarih boyunca
yalnızca şekil ve yöntem değiştirmiştir. Girişimci, kelime anlamı olarak herhangi bir alanda bir yenilik (inovasyon) ortaya çıkarıp, ortaya çıkardığı bu yeniliği uygulamaya geçirip, insanlara ve kendisine bundan fayda sağlayan ve bu yolla toplumu iyi yönde dönüştürmeye çalışan kişidir. Bu anlamda girişimcinin ilk olarak toplumu daha iyi olduğuna ikna edebileceği yeni bir fikre ve bu fikri hayata geçirecek cesarete ve donanıma sahip olmalıdır.

Girişimciler yeni fikirler ortaya koyarken, eski fikirler de piyasada varlığını sürdürür ve gelenekselci bir yaklaşımla yeni fikirlere karşı koyar, yaşanabilecek potansiyel dönüşümü engellemeye çalışır. Yenilik fikri, geleneklerden sapma tarih boyu belli bir yaşın üstündeki bireyler tarafından kuşkuyla, korkuyla karşılanırken yeni nesiller tarafından ise daha çok destekçi bulmuştur. Günümüz dünyasında ise bu durum aynı kurallarla devam etmektedir. Bu sebeple büyük teknoloji firmalarının kurucuları gençler arasında siyasilerden daha çok bilinmekte ve tanınmakta ve kendilerine daha büyük bir hayranlık duyulmaktadır. Bu tarz teknolojik inovasyon fikirlerine sırtını yaslayan ve kısa sürede önemli kaynaklar elde eden iş adamları, gençler tarafından adeta yeni dünya düzeninin bir peygamberi gibi görülmektedir. Peki bu noktaya nasıl geldik? Yeni bir tasarım, buluş veya inovasyon fikri nasıl bir insanı bir anda dünyanın en zenginleri listesine sokabiliyor? Bunun cevabı dünya toplumunun son birkaç asırdaki hukuksal düzeninde saklı. Dünya, son birkaç yüzyıl içinde önemli keşifler ve bilimin çok hızlı ilerleyişiyle büyük bir dönüşümden geçti. Rönesans döneminde coğrafi keşiflerle yeni kıtalar keşfedildi. Bu kıtaların keşfedilebilmesi için yeni teknolojik icatlar ve ilerlemeler gerekiyordu. Gemilerin açık okyanuslarda güvenle seyahat edebilmesi için dayanıklı gemiler ve coğrafi konum tespit yöntemleri geliştirilmeliydi. Tüm bunlar olurken, insanlar artık ilerlemenin yolunun bilimden geçtiğine inanmaya başlamıştı. Bunun tabii sonucu olarak da zeki insanların ve fikirlerinin korunması önem kazandı ve Venedik’te, yani tarihleri boyunca denizcilikle nam salmış bir ülkede,

1474’te patent ve fikri mülkiyet ile ilgili ilk defa bir yasa çıkarıldı. Bu yasa ile buluş sahiplerinin hakları 10 yıl boyunca güvence altına alınıyordu. Bunu ilerleyen yıllarda diğer devletlerin benzer yasalarla buluş sahiplerini koruma altına alması izledi. Bizde ise tam 3 asır sonra, 1879 yılında “İhtira Beratı Kanunu” ile Osmanlı buluş sahiplerinin haklarını korumaya karar verdi. Ancak tüm bu gelişmelerin ilk başladığı ülke olan Venedik ve sonrasında benzer yasalar çıkartan Avrupa ülkeleri, yaşanan gelişmelerle artık bilimle uğraşan insanlar için birer cazibe merkezi haline gelmişti. Dahası, artık bilim insanları yaptıkları buluşlarla hatırı sayılır gelirler elde edip zenginleşebiliyordu. Bu durum,
birbirinden ayrı iki kavramın, yani bilimin ve girişimciliğin, bir araya gelmesini sağladı. Artık bilim insanları sadece bilimle değil, finansal konularla da ilgilenmek ve kendi şirketlerini kurup yönetmek zorundaydı. Artık bildiğimiz bilim insanı figürünün yanına, para için bilimle uğraşan bilim insanı figürleri de eklenmişti. Tabii, Rönesans çağında coğrafi keşiflerin gerçekleşmesi için sadece bilimsel icatlar, buluşlar ve teknoloji yeterli değildi. Bunların yanı sıra, bu icatları üretecek deniz aşırı ve okyanus ötesi
yolculukları gerçekleştirebilecek yeni inovasyonlarla donatılmış gemilerin üretilmesi, bu gemilerde kaptanların ve tayfaların görevlendirilmesi ve bunun için de para gerekliydi. Bu, günümüz dünyasında bildiğimiz borsa sistemlerinin doğuşu demekti. Çıkacakları keşif yolculukları için, yolculukları sonrası elde edecekleri muhtemel yeni zenginlikleri yolculuğa çıkmadan satarak kendilerine sponsor bulan kaşifler, modern borsanın temelini atmışlardı. Dünyanın dört bir yanına yolculuk ederek yeni hammaddeler, yeni üretim imkânları, maalesef yeni köleler ve yeni pazarlar bulmuşlardı. Aralarında başarılı olanların yatırımcılarının yüzünü epeyce güldürdüklerine şüphe yok, hem de nesiller boyu. Bu inovasyon fikirlerinin ve bilimin ve bilimsel uğraşların maddi getiriye dönüştürülmeye başlanması süreci sayesinde bilimin ve bilimsel uğraşların değeri artmış; insanlar, yeni kurulan finansal sistemlerle gelecekteki kazanç olasılıklarına para yatırmaya başlamışlardı. Artık modern dünyanın finansal düzeninde borsalar, ekonomi yönetimi üzerinde; bunun doğal sonucu olarak da devlet yönetimleri ve yöneticileri üzerinde giderek artan bir etkiye sahip olmaya başlamışlardı. Artık para sadece ihtiyaçları karşılamıyor; çok çok büyük paralar devletleri yönetmeye, hükümetleri devirmeye, savaşlar başlatmaya veya bitirmeye imkân sağlıyordu. Salt maddi kazanç odaklı yürütülen çalışmalar sonucunda elde edilen yeni buluşların insanlara veya doğaya zararı görmezden geliniyordu; bunun aksini iddia edenler ise bir şekilde susturuluyordu. Ancak ve ancak bilim insanlarının felaket öngörüleri gerçekleşmeye başladığında veya insanlara İnkâr edemeyecekleri kanıtlar sunulduğunda sistem geri adım atıyordu. Günümüz dünyasında ise bu durum artık dünya halklarının birçoğu tarafından görülmeye ve kabul edilmeye başlandı. Girişimcilik artık anlamını ve tanımını değiştiriyor. Girişimcilik, geçmişte yeni
fikirler geliştirip bunları ekonomik kazanç modellerine dönüştürme olarak tanımlanırken, günümüzde bu tanıma akademik çevrelerce yapılan ilavelerle artık yenilikçi fikirlerle
toplumsal ve çevresel sorunları çözme odaklı fikirler geliştirip bunları ekonomik kazanç kapılarına dönüştürme anlamını taşımaya başladı.

Günümüzde gelişen teknolojik imkânların yaygın biçimde kullanılması ve mevcut parasal kaynakların yönetiminin yeni kuşaklara aktarılmasıyla yeni iş modelleri ortaya çıktı. Geçmişte sadece buluş ya da fikir sahibi olmak yeterli değildi; aynı zamanda bu buluş fikrini hayata geçirecek maddi imkânlara da sahip olmak gerekiyordu. Şimdilerde ise kitle iletişim araçları sayesinde herhangi bir inovasyon fikri çabucak tanıtılıp yatırımcı çekilebiliyor. Fintek adı verilen yapılar sayesinde orta gelir grupları da ilgilerini çeken yeni fikirlere yatırım yaparak zeki gençlerin fikirlerini hayata geçirmelerine katkı sağlarken, onların işletmeleri büyüdüğünde ise bir anda büyük paralara kavuşabiliyor. Fintekler bugün borsa dışında alternatif bir yatırım aracı gibi görünse de, bu modern borsa sistemleri için yıkıcı bir inovasyon haline gelebilir ve mevcut borsa sistemlerini değişikliğe zorlayabilir. Finteklerle desteklenen inovasyon fikirleri, startup dediğimiz bir girişimcilik modeline güç kazandırmaktadır. Lean startup , modeli ile hızlı dene, hızlı yanıl, hızlı öğren süreçleri ile müşteri geri bildirimlerini işleyerek oldukça hızlı biçimde gelişip içinde bulunduğumuz çağın koşullarında bir anda yıldızları parlayan şirketlere dönüşebiliyor. ABD’de borsada işlem gören şirketlerin yarısının startup girişimi olarak yola koyulduğunu belirtelim. Elon Musk’ın sahibi olduğu Tesla, SpaceX ve Neuralink gibi şirketleri hepimiz biliyoruz. Bu şirketlerin tamamı startup olarak işe başladı. Elon Musk dehasıyla ön plana çıkan gençleri yanına çekip onların startuplarına destek
vererek kendisi dünyanın en zenginleri arasında yer edinmeyi başardı. OpenAi, yani günümüz yapay zekâ devriminin en önemli kilometre taşı olarak görülen şirket, de bunlardan biri; Kuruluşunda Elon Musk ile yola çıkan gençler, sonrasında kendisiyle mahkemelik olmuş, ancak mahkeme bu gençler lehine sonuçlanmıştır. Şuan Elon Musk OpenAI’nin resmi hissedarları arasında değildir. Twitter’ı satın alan ve adını X olarak değiştiren Elon, xAI adlı bir alt şirketle OpenAI’nin rakibi konumundadır ve geçtiğimiz günlerde xAI hisselerini yatırım toplamak amacıyla SpaceX’in yanında 16 Haziran 2026’da halka açmıştır. Bu hisseler ilk etapta çok büyük değer görmüş ve şirketin piyasa değeri 2,64 trilyon doları görerek ABD borsalarında yeni bir rekora imza atmıştır. İlk açılışta bu rekoru kıran şirkette elbette Elon’un yaptığı PR çalışmasının etkisi çok
büyüktü. Sonraki bir ayda ise şirketin değeri sert bir düşüşle 1,64 trilyon dolar civarına geriledi. Yatırımcıların 1 trilyon doları, deyim yerindeyse, buhar olup uçtu. Teknolojinin ve girişimcilik fırsatlarının bu kadar hızlı geliştiği günümüzde, bu değişim hızı bazı fırsatçılara da maalesef imkân tanımaktadır. Günümüz kitle iletişim araçlarının kötü niyetli
kullanılmasıyla bu yeni teknolojiler halkı yanlış bilgilendirmenin bir aracı haline gelebilmekte. Tam olarak anlaşılmadan uygulamaya konulan yöntemler, dolandırıcıların etkili kullanımı sayesinde birçok kişiyi mağdur etmekle beraber, bu yeni teknolojilere karşı özellikle ortayaş üzeri kimselerdeki kuşkuculuğu kamçılamaktadır. Yalan reklamlar ve PR çalışmaları ile toplanan yatırımlar, şirketin elindeki fikrin ürüne dönüştürülememesi veya reklamlara fazlaca bütçe ayrılıp çok fazla kaynak toplandıktan sonra üretilen nihai ürünün beklenen getiriyi sağlamaması bu şirketleri iflasa sürüklemekte ve sahiplerinin ise dolandırıcılıkla suçlanmasına neden olabilmektedir. Tabii, bunu kasıtlı bir şekilde yapıp ihtiyaçlarından fazla yatırımı bilerek topladılarsa, bunun adı zaten dolandırıcılıktır.

Sonuç olarak; insanlığın varoluşundan bu yana süregelen girişimcilik ruhu, coğrafi keşiflerden yapay zekâ devrimine kadar medeniyetimizin yapı taşlarını döşemiştir. Ancak tarihsel süreçte deneyimlediğimiz üzere, salt kâr odaklı ve manipülasyona açık büyüme modellerinin yerini, artık toplumsal faydayı ve çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan bilinçli bir inovasyon yönetimi almalıdır. Gelişen fintek ekosistemleri ve kitle iletişim araçları, sermayeyi tabana yayarak yeni fikirlere can suyu verirken; sahte PR çalışmalarına ve altı boş teknoloji illüzyonlarına karşı çok daha şeffaf ve denetlenebilir bir sistemin inşa edilmesi elzemdir. Geleceğin dünyasında gerçek ve kalıcı girişimciler, borsalarda kısa süreli trilyon dolarlık dalgalanmalar yaratanlar değil; teknolojik yetkinliklerini etik değerlerle harmanlayarak insanlığın kronikleşmiş sorunlarına kalıcı çözümler üretebilenler olacaktır.

Bilim ve Teknoloji Birimi Başkanı

Ömer KÖYLÜ


İlgili İçerikler

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm Haberler